Monday, September 07, 2009

Terk eden...


kimdi giden, kimdi kalan?
giden mi suçludur her zaman?
ne zaman başlar ayrılıklar?
dostluklar biter ne zaman?

her geçen gün bir parça daha
aldı götürdü bizden
aynı kalmıyordu hiçbir şey
değişiyordu her şey kendiliğinden

artık çözülmüştü ellerimiz
artık bölünmüştü yüreğimiz
birimiz söylemeliydi bunu
ötekini incitmeden

kimdi giden, kimdi kalan
aslında giden değil
kalandır terkeden
giden de bu yüzden gitmiştir zaten...

Murathan Mungan

Saturday, April 25, 2009

Millions


adamımız danny boyle'dan fantastik bir film daha. 2004 yapımı. kim milyoner olmak ister takıntısının ilk ortaya çıktığı film. yine bir soygun yine tesadüfler ve başrolde bu sefer küçük bir çocuk.

Monday, April 06, 2009

Kadınlarım: Bleu


paris sorbonne.
akşamdan kalma kaybolmuş bir kelimenin peşindeyim. güzel bir kadın sokakta yaşlı bir adama yol tarif ediyor, saman sarısı saçlar mavi kirpikler. bir yerlerden çıkaracağım ama nereden? arkamda kalan sesler kayboluyor yavaş yavaş, yürüyorum. aylardan haziran olmalı mayıs mı yoksa ne önemi var sanki. dinginlik üzerimde yatan bir ölü gibi yapışmış üzerime, elimi kaldırıp sevdiğim kadının oturduğu apartman ziline basamıyorum. bir balon uçuyor gökyüzüne, kırmızı. bir çocuk fransızca ağlıyor arkasından.
mavi gökyüzünde bulutların üzerinde kırmızı rujlu bir balon, gülümsüyorum. sokaklardan oluk oluk şampanya akıyor bourbon galiba. saatim biraz janti kalıyor bu manzaraya...

Tuesday, April 10, 2007

kadinlarim - blanc


blanc
Originally uploaded by derbose.



Üşüyorum. Gece haberlerindeki hava raporunun aksine kar taneleri yavas yavas saçlarıma düşüyor. Saint Pauli meydanında bana telefonda tarif edildiği gibi sağdan ikinci sokak lambasının yorgun ışığı altında bekliyorum. Bekliyoruz demeliyim belki de. Zira gitmesi için o kadar dil döktüğüm, salladığım tekmeyi başarılı bir biçimde karşılayan uyuz bir köpek pirelerini su anda sol ayağıma dökmekle meşgul. Geçen hafta 100 papel bayıldığım rugan ayakkabılarımın bir sokak köpeğinin oyuncağı olmasına ses çıkarmamam, son zamanlardaki kaderci yaklaşımımdan ileri geliyor galiba. Bu davetsiz itin devamlı surette kaşınması hosuma da gitmiyor değil hani.

Karşı caddeden gelen arabaların farları Tex in- bu adı ona it kelimesini aşağılayıcı bulduğum için az once ben takmıştım- solgun yüzündeki hüznü tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Senin bile benimkinden daha ilginç bir hikayen olmalı dostum diyorum.

Soguk iliklerime isliyor. Bir saate yakın Tex le bekliyoruz fakat gelen giden yok. Bütün bekleyenler gibi bir gitanes daha yaktim, kacak olanlar daha iyi kafa yapıyor demisti Stanley. Zavalli dostum Stanley. İşinde başarılı olmak için yıllardır gece gündüz çalışmış ve bunun karşılığını da doğrusunu söylemek gerekirse fazlasıyla almıştı. Bankada emeklilik günlerini rahatça geçirebilecek kadar yüklü miktarda parası, New York un en islek caddesinde iki dairesi ve bir de herkesin imrenerek baktığı 64 model bir Bugattisi vardı. Bonus olarak da Jasmine cabasi. Benimse adini hatirlayamadigim bir filozofun yanlis hayat dogru yasanmaz lafina uyan serseri bir yasantim olmus, bir turlu aradigim seyin ne oldugunu bulamamistim.

İki saat kadar once vicdanımı dinleme isini erteleyerek, kendimi Dolares Bar ın o sihirli atmosferine bırakmıstım. Dogrusu kafayi iyice bulmustum ama garip bir sekilde iyi hissediyorum kendimi simdi. Az sonra olacakları en az bin kez kafamda canlandırmıstım. Stanley arabasindan iner inmez onu vuracaktim. Goz goze gelmemek icin onu tum korkaklar gibi arkasindan vuracaktim. Uzgunum dostum.

İste simdi burdayim tam Stanley in evinin karsisinda. Jasmine in bana tarif ettigi noktada cebimde bir 45 likle. Bir gitanes daha. Bir tane daha…….

joe fontana

Sunday, February 18, 2007

kadinlarim-rouge

vuruldum.
yarınki gazetelere bir numarali katil zanlisi olarak gececek sevdigim kadin ardinda enfes bir parfum kokusu birakarak gecenin karanliginda hizla gozden kayboluyor. uzaklarda bir yerden suh bir kahkaha sesi yankilaniyor kulaklarimda. tahta iskelenin karsi konulmaz davetine uyarak sirtustu uzaniyorum. elimi fütursuzca kanayan karnima bastiriyorum. nafile bir caba diyor lisedeki biyoloji ogretmenim. ay saklandigi bulutun arkasindan yuzunu gosterdiginde en sevdigim beyaz gomlegimin kipkirmizi olmasi clarence ray e olan askimi biraz daha arttiriyor.

rouge
Originally uploaded by derbose.

gozumu kapatinca gokyuzunde tek bir yildiz parliyor. köhne tahtalarin arasindan gelen denizin tuzlu kokusu basimi dolandiriyor. parmagimla daireler ciziyorum sahilden gelen ritme uyarak. muhtemelen dwight in yasgunu partisi hala devam etmekte. pis serseri. yumrugumu sikmak istiyorum ama beceremedim galiba. yeri yumrukluyorum. affettim seni pic kurusu. trim trim sol isaret parmagim latin sarkicinin kadife sesiyle iki tahta arasinda bir asagi bir yukari gidip geliyor. hayir kabul etmeliyim ki masum ve guzel biri tarafindan vurulmak gucendirmedi beni. gunahkar biriyim ve bunu hakettigimi dusunuyorum. az once optugum kadinin beni vurmasi da degil bana en cok koyan. sonsuz bir mutluluk bahcesinden-ki bu tamlamayi aptal bir gazetede calisan kuzenime bocluyum- mezarin dibine boylamayi hayatin surprizi olarak nitelendirebilirim. gecenin karanligi yine yavas yavas ustume cokuyor. yagmur damlalari olmali gozumdekiler. buralardan gitmeli, suphesiz gitmeli...

joe fontana

Thursday, June 08, 2006

puxa vida!


Mister No
Originally uploaded by derbose.
saaatim sabaha karsi 3 :53 derken 353 un ortaokul numaram oldugu gercegini farkediyorum irkiliyor hatta urperiyorum ama 6.o6.06 nin geride kalmis olmasi rahatlatiyor. sabaha karsi yabanci bir evde yabanci bir klavyenin tuslarinda gezinmek camus un yabancisindan ote kasabaya dadanan haydutlari halletmesi icin kasaba halkinin tekrar goreve cagirdigi hayata kuskun serifi hatirlatiyor bana. kuskusuz okudugum tommikslerin mister no larin bunda etkisi var. mister no ki tek gecerim su alemde latin kulturumun gelismesinde onemli bir yer oynamistir. gecenlerde kahvaltida gringo demisti bogotali adriana green go anlaminda yabanci istenmeyen beyaz kisi anlaminda kullanilirmis latin ulkelrinde. o zamanlar yesil giyen amerikalii askerlere soylermis yerli halk bu garip kelimeyi. o anlatirken ben bir mister no maceraasina baslamsitim bile.benim icin gringo mister no demekti. adamimiz pirpiriyla ormanlari kurtarmaya kubali yerlilere destek cikmaya calisirdi. balkondaki nebahat abla, kosedeki remzi abiydi. ne supermen gibi ustun insanustu yetenekleri vardi ne de zagor un ciko su ya da koroglu nun ayvaz i gibi bir yamagi. kizilmaske gibi tayt giyip fantom modunda caka satacak adam da degildi. tek tabanca takilirdi. evimizin oglani dallama neveda rangiri baby face tommiks =ki kendisi de bir makaleyi hakediyor entre paranthese =gibi bir suzi ye asik olacak ne zamani oldu ne de parasi.gerci suzi yi de kalede herkes goturdu tommiksden baska ya neyse. mister no bir nevi seyrantepe rangiriydi. durust fedekar bir yigidoydu o. zayifliklari da vardi. her kaybeden gibi guzel kadinlara duskundu ickiye oldugu kadar.her macerada en az bi kari gotururdu helalinden. kadinlara karsi romantik ve cooldu. az ozenmedik zamaninda. kazanova degildi asla. asik olurdu ama ozgurlugune duskun tarafi nedeniyle baglanmazdi. dayak yediginde ben baya sasirirdim oyle ya hic kahraman dayak yer miydi. bi de siki tuttu- degil tabi -siki cevreciyidi pezevenk yagmur ormanlari gumusdere kilyos kumbag falan korurdu. japon bir konicava buna uyuz olurdu durmadan sorguya cekerdi. amazonlar, duz sac, smith wesson tabanca ve hamak gibi kelimeleri korpe dimagima kaziyan kahramandir kendisi. olsa da okusak simdi. hay canina yandigimin

pepe vasques alejandro

Friday, April 21, 2006

elbe ye elveda


elbebaum
Originally uploaded by derbose.
gitmem gerek diye mirildaniyordum karsimda elbe nehri dans ederken. gri gokyuzunden dusen yagmur taneleri kursun gibi delip gecerken plastik yagmurlugumu, bu gidisin bir sarkisi olmali dedim, mutlulugu ve huznu ayni anda anlatabilen. iyi bir sair ve iyi bir sevgili degildim, sarkilarda arardim durum tasvirlerini. see you soon gecti aklimdan coldplay den. sigaramdan bir nefes daha alip baktim ufka dogru. asagida bir balikci anlamadigim bir dilde bir sarki ufluyor havaya, racon kesen ruzgara inat. burali olmadigi serseri nesesinden belli.
bir gun geri donmek mumkun muydu? ya zaman onu ve beni baska mecralara suruklerse? ya sevgim biterse, hani bitmez ya, iste. hem o dememis miydi, onemli olan paylasilanlardi, ama, gozyaslariyla verilen bir opucuk bu kadar acitir miydi?